top of page

Bir Fincanın Ardındaki Kararlar: 1401 Coffee ile Büyüme, Kimlik ve Deneyim

30 Eyl
6 dakikada okunur

Dünya Kahve Günü vesilesiyle hazırladığımız dört yazılık serinin ikinci bölümünde, 1401 Coffee’den R. Alp Başar ile bir fincanın arkasındaki kararları konuşuyoruz.


Bir kahve markası büyürken karakterini nasıl korur? Kahve ile yiyecek operasyonu arasındaki dengeyi ne belirler? Yeni şubeler açmaya hazır olmak, yalnızca yatırımcı ilgisi görmekle açıklanabilir mi?


R. Alp Başar; 1401 Coffee ve 1401 Food & Drink konseptleri üzerinden markanın büyüme yaklaşımını, misafirle kurduğu ilişkiyi ve her şubede aynı deneyimi sunmanın koşullarını anlatıyor. Sohbetin merkezinde ise şu düşünce var: Büyümenin değeri, mağaza sayısıyla birlikte misafire verilen sözün ne kadar tutarlı biçimde yerine getirildiğinde saklı.


Koyu yeşil tonlar, ahşap ve pirinç detaylar, 1401 Food & Drink’in marka karakterini mekân deneyimine taşıyor.
Koyu yeşil tonlar, ahşap ve pirinç detaylar, 1401 Food & Drink’in marka karakterini mekân deneyimine taşıyor.

Hızlı büyüyen yerel bir markanın büyük zincirler karşısındaki avantajı nedir? Büyüdükçe bu avantaj kaybolur mu?


Yerel bir markanın asıl avantajı hızdan önce yakınlıktır. Karar alma mesafesinin kısa olması, sahayı her gün görebilmek ve misafirin tepkisini ertesi gün menüye, servise veya mekân düzenine yansıtabilmektir. Büyük zincirlerin gücü standarttır; bizim gücümüz ise standardı kaybetmeden esneyebilmektir.


1401’i kurarken bu dengeyi baştan koyduk. Marka adımız ve keçinin merakıyla başlayan keşif anlatımız, kahvenin kökenlerine uzanan bir hikâyeden besleniyor. Amacımız yalnızca bir tabela oluşturmak değil, kökü olan bir kültür inşa etmekti. Yerellik bizim için hikâye, insan ve detayla anlam kazanıyor.


Büyüdükçe bu avantaj kendiliğinden kaybolmaz; ihmalle kaybolur. Onu korumak için üç konuda disiplin gerekir: Her şubenin aynı fincanı, aynı özeni ve aynı karşılama dilini sunması; merkezin sahadan kopmaması; büyüme kararının tabela sayısından önce deneyimin tekrarlanabilirliğine dayanması.


Franchise ortağımız da kendi işlettiğimiz nokta da aynı özen kültürünün parçasıdır. Ölçeği, doğru deneyimi daha fazla insana ulaştırmak için büyütüyoruz.


“Yerel bir markanın asıl avantajı hız değil, yakınlıktır.”

Kahve ile yiyecek operasyonu arasında ciro, kârlılık ve marka kimliği bakımından nasıl bir denge kuruyorsunuz?


1401 çatısı altında iki tamamlayıcı konseptle ilerliyoruz. 1401 Coffee, kahve tutkusunu ve günlük ritüeli merkeze alan daha çevik bir yapı. 1401 Food & Drink ise kahveyi gastronomiyle buluşturan, daha geniş alanlarda daha kapsamlı bir deneyim sunan konseptimiz. Bunlar aynı kültürün iki farklı ifadesi.


Marka kimliğimizde kahve omurgayı oluşturuyor. Misafir bizi önce fincanla tanıyor. Yiyecek ise bu omurgayı tamamlıyor. Bu nedenle eşlikçi lezzetlerde de aynı kalite beklentisini koruyoruz. Reçetelerimiz vitrini doldurmak için değil, fincanın karakterini tamamlamak için hazırlanıyor.


Ekibin, hangi kahvenin hangi tatlıyla iyi eşleştiğini anlatabilecek kadar ürünü tanıması gerekiyor. Bu yaklaşım, yalnızca sipariş tutarını artırmayı değil, misafirin hatırlayacağı ve yeniden arayacağı bir lezzet deneyimi oluşturmayı amaçlıyor.


Food & Drink noktaları doğal olarak daha yüksek ortalama sipariş tutarı ve daha uzun oturum üretiyor. Bizim işletme modelimizde kahve operasyonu ise yatırım geri dönüşü ve operasyon disiplini açısından daha öngörülebilir bir temel sunuyor. Mutfak genişledikçe fire, işçilik, stok ve kalite kontrol yükü de artıyor. Bu nedenle her lokasyona aynı mutfağı taşımıyoruz.


Üniversite, cadde ve kompakt AVM noktalarında kahve ile hızlı tamamlayıcılar yeterli olabilir. Vadistanbul, Çubuklu ve Hilltown gibi daha uzun süre kalınan noktalarda ise mutfak, mekânın sunduğu deneyimi destekliyor.


Dengemiz şu: Kahvede taviz vermemek, yiyecekte ise lokasyonun ihtiyacı kadar derinleşmek.


1401 Coffee’de kahve ve eşlikçi lezzetler, paylaşılan bir molanın tamamlayıcı parçaları olarak bir araya geliyor.
1401 Coffee’de kahve ve eşlikçi lezzetler, paylaşılan bir molanın tamamlayıcı parçaları olarak bir araya geliyor.

Bir kahve markasının gerçek başarısını hangi üç veriyle ölçmek gerekir?


Mağaza sayısı tek başına başarı değildir; çoğu zaman görünürlüğü gösterir. Gerçek başarı, misafirin neden tekrar geldiği ve bu ziyaretin işletmeye nasıl yansıdığıyla ölçülür. Bizim için üç gösterge öne çıkıyor.


İlki tekrar ziyaret. Misafir aynı fincanı ve aynı karşılama kalitesini ikinci, üçüncü kez arıyorsa marka oluşmaya başlamış demektir.


İkincisi mağaza başına sürdürülebilir kârlılık. Ciro yüksek olsa bile kira, işçilik ve fireyi karşılamıyorsa o nokta sağlıklı büyümüyor.


Üçüncüsü deneyim tutarlılığı. Bunu şikâyet oranı, müşteri sadakati, kahve dışındaki ürünlerin siparişe dengeli biçimde katılması ve şubeler arasındaki kalite farklılıkları üzerinden takip ediyoruz.


Doğru eşleşmeyi öneren ekip, misafirin yeniden isteyeceği bir sipariş oluşturur. Mağaza sayısı da ancak bu üç gösterge korunuyorsa anlam kazanır.

“Tabela çoğalıp fincan incelirse büyüme değil, seyrelme başlamış demektir.”

Yeni formatlar gerçek müşteri ihtiyacından mı, lokasyona uyum zorunluluğundan mı doğuyor?


Dürüst cevap: İkisi birden.


2022’de 1401 Coffee’ye bir kafe planıyla başladık. Sahada bazı lokasyonlarda misafirin kahvenin yanında kahvaltı, öğle yemeği ve uzun sohbet için de yer aradığını gördük. Food & Drink konsepti bu ihtiyaçtan doğdu. Formatı yalnızca masada tasarlamadık; misafir ve mekân onu şekillendirdi.


Öte yandan her iyi fikir her metrekareye sığmaz. AVM koridoru, üniversite kampüsü, cadde mağazası ve marina aynı ritme sahip değil. Bu nedenle formatı lokasyonun doğal akışına göre belirliyoruz. Kompakt ve yoğun geçişli noktalarda çevik kahve modeli; geniş ve uzun süre kalınan noktalarda Food & Drink modeli devreye giriyor.


Menü derinleşebilir, oturma düzeni değişebilir ve servis hızı lokasyona göre farklılaşabilir. Değişmemesi gerekenler ise fincanın standardı, karşılama dili ve markanın kültür vaadi.


Format ihtiyaca cevap verirken kimlik de onun içinde korunmalı.


1401 Food & Drink, açık oturma alanıyla kahve molasından uzun sohbetlere uzanan bir buluşma alanı sunuyor.
1401 Food & Drink, açık oturma alanıyla kahve molasından uzun sohbetlere uzanan bir buluşma alanı sunuyor.

Bir markanın franchise veya yeni şehir büyümesine hazır olduğunu hangi operasyonel eşik gösterir?


Hazır olmak, talep almak değildir. Asıl eşik, bir şubeyi kurucunun sürekli müdahalesine ihtiyaç duymadan aynı kalitede çoğaltabilmektir. Bunu dört başlıkla değerlendiriyoruz.


İlk olarak yazılı ve işleyen standartlar gerekir. Reçeteler, açılış ve kapanış süreçleri, hijyen, karşılama, şikâyet yönetimi ve tedarik bu sistemin parçalarıdır.


İkinci başlık eğitim sistemi. İnsan, markanın hem en değerli hem de en hassas unsurudur. Yaratıcı bir reçete geliştirmek yeterli değildir; onu her şubede aynı özenle uygulayabilecek bir eğitim ve standardizasyon sistemi gerekir.


Üçüncü başlık tekrarlanabilir tedarik ve kalite kontrolü. Dördüncüsü ise mevcut şubelerin kârlılığının ve misafir memnuniyetinin yeni açılış temposu altında zarar görmemesidir.


Başka markaların bayiliğini yapmış bir ekip olarak franchise ilişkisinin iki tarafını da biliyoruz. Bu nedenle yatırımcıya lokasyon analizi, mimari konsept, personel eğitimi, operasyon ve marka iletişimini kapsayan bir altyapı sunmayı önemsiyoruz.


Yeni şehir veya master franchise büyümesi, bu temel oturduktan sonra gündeme gelmeli. Bizim yaklaşımımız: Önce sistem, sonra coğrafya.


Her şubede aynı deneyimi sunabilmek, reçetelerin eğitim ve uygulama disipliniyle desteklenmesini gerektiriyor. (Görsel Temsilidir)
Her şubede aynı deneyimi sunabilmek, reçetelerin eğitim ve uygulama disipliniyle desteklenmesini gerektiriyor. (Görsel Temsilidir)

Bugün büyüme hedefinizden vazgeçmenize neden olacak tek gösterge ne olurdu?


Deneyim standardının sistematik biçimde düşmesi.


Bir şubede kötü bir gün yaşanabilir. Asıl alarm, aynı sorunun birden fazla noktada, art arda ve düzeltilemeden görülmesidir. Fincan kalitesi, karşılama, hijyen ve ürün tutarlılığı bu değerlendirmenin temel başlıkları.


Büyüme, misafire verdiğimiz sözün çoğaltılmasıdır. Bu söz tutulamıyorsa büyüme temposu yavaşlatılmalıdır. Benzer biçimde, yeni bir noktanın yeterli ciro potansiyeli yoksa yalnızca mağaza sayısını artırmak için açılış yapmayız. Yanlış lokasyon, iyi bir markayı da zorlayabilir.


Burada hedefi tamamen bırakmaktan çok, büyümeyi kaliteye bağlamaktan söz ediyoruz. 1401’in büyümesinin tekrarlanabilir güvenden beslenmesini istiyoruz.


Bir fincanla uzun süre oturan müşterinin yarattığı “üçüncü mekân” deneyimi, bugünkü kira ve metrekare maliyetleriyle sürdürülebilir mi?


Sürdürülebilir; ancak doğru işletme modeliyle.


İnsanların ev ve iş dışında bir araya gelme, nefes alma ve sohbet etme ihtiyacı devam ediyor. Zorlaşan şey, bu ihtiyacı her lokasyonda aynı biçimde karşılamak.


Bu nedenle üçüncü mekân deneyimini her şubede aynı formatla sunmuyoruz. Uzun süre kalınan, geniş ve özellikle ziyaret edilen noktalarda Food & Drink modeli bu deneyimi taşıyor. Menü çeşitliliği ve ortalama sipariş tutarı, daha uzun oturumu destekliyor.


Yoğun geçişli, yüksek kiralı ve kompakt noktalarda ise daha kısa ama nitelikli bir durak sunuyoruz: İyi kahve ve lokasyonun ritmine uygun servis.


Sürdürülebilirliğin üç temel unsuru var: Doğru lokasyon, metrekare verimliliği ve kahve operasyonunun kârlılığı. Mekânı kalmak için tasarlarken bu kullanımın maliyetini ve gelir yapısını da birlikte düşünmek gerekiyor.


Üçüncü mekân yaşayabilir; yeter ki tasarım, menü ve maliyet aynı modeli desteklesin.


R. Alp Başar
R. Alp Başar

Türkiye’de gereğinden fazla kahve markası var mı: Evet mi, hayır mı?


Evet. Bize göre tabela fazla, karakter az.


Kahveye olan ilginin artması yeni markaları da beraberinde getirdi. Ancak asıl sorun, birbirinin kopyası olan vaatlerin çoğalması.


Aynı latte, benzer mekânlar, benzer vitrinler ve aynı “üçüncü mekân” söylemi, tek başına güçlü bir marka karakteri oluşturmuyor. Karakter; yaratıcı ama tekrarlanabilir reçetede, eşlikçi lezzetlerin kalitesinde ve misafirle kurulan ilişkide ortaya çıkıyor.


İş birlikleri ve kampanyalar da bu ilişkinin bir parçası olabilir. Ancak kalıcı değer, hikâye ile operasyon disiplininin birlikte çalışmasından doğuyor.


Pazarda hâlâ yer olduğunu düşünüyoruz. Hikâyesi olan, operasyonunu iyi yöneten ve tekrar ziyaret üreten markalar için bu alan var.


Bu nedenle soruyu yalnızca “Kaç marka olmalı?” diye değil, “Hangi markalar kalıcı olacak?” diye de okumak gerekiyor.


1401 Coffee’ye göre geleceğin kahve deneyiminde, fincanın lezzeti kadar arkasındaki üretim zincirine duyulan güven de önem kazanacak.
1401 Coffee’ye göre geleceğin kahve deneyiminde, fincanın lezzeti kadar arkasındaki üretim zincirine duyulan güven de önem kazanacak.

2030’da bir fincan kahve hakkında en çok hangi konuyu konuşuyor olacağız?


Fiyatı ve aromayı konuşmaya devam edeceğiz. Ancak asıl konunun güven olacağını düşünüyoruz.


Çekirdeğin nereden geldiği, kimin emeğiyle üretildiği, kavurmanın izlenebilirliği, suyun ve sütün kalitesi, ambalajın ve firenin çevresel etkisi… Misafirin fincanın arkasındaki zinciri daha fazla sorgulayacağını öngörüyoruz.


Kişiselleştirme ve bilinçli tüketim de önem kazanacak. Herkese aynı tarif yerine damak profiline, güne ve kahve ritüeline uygun seçenekler sunmak gerekecek. Hangi çekirdeğin hangi lezzetle eşleştiğini anlatabilen markalar, misafirin kahveyle kurduğu ilişkiyi geliştirebilir.


Hızlı tüketim ile daha uzun ve anlamlı deneyimler yan yana var olmayı sürdürecek. Bir yanda dakikalar içinde alınan kahve, diğer yanda oturulan, paylaşılan ve hatırlanan kahve olacak.


1401 olarak hedefimiz, kahveyi bir kültür olarak görmeye devam etmek ve bu kültürü büyürken korumak. Marka hikâyemizdeki merakı her fincanda yaşatmak istiyoruz.

Yorumlar


bottom of page